Ilısu Barajı ve HES Projesi kapsamında Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde başlatılan
bilimsel çalışmaların bir başka boyutunu da arkeolojik kazılar oluşturmaktadır. Kültür ve
Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün
izinleri, DSİ’nin sağladığı parasal olanaklarla gerçekleştirilen kazılar, yeterince bilinmeyen Güneydoğu
Anadolu Bölgesi’nin kültürel zenginliklerini ortaya çıkarmakta ve elde edilen bulgular bilim dünyasında küresel
heyecan uyandırmaktadır. Her kazı ayrı bir dönemi aydınlatmakta; bölgede yaşanmış
uygarlıkların varlığını ortaya çıkarmaktadır. Sonuçlar, Güneydoğu Anadolu
Bölgesi’nin yer altındaki kültürel zenginliklerinin sadece bölgesel değil, ulusal sınırları da aşarak
küresel uygarlığın oluşmasında önemli katkılar sağladığını ortaya
koymaktadır. Her birisi kendi açısından ayrı bir öneme sahip olan kazılar arasında, Körtik Tepe
kazısı, verileri ve bilimsel sonuçları ile tartışılmaz bir yere sahiptir.
Diyarbakır ili Bismil ilçesi sınırları içinde, Batman Çayı ile Dicle Nehri’nin kesiştiği
olağanüstü doğal güzelliklere sahip bir coğrafyada bulunan Körtik Tepe, Yakın Doğu dünyasında
yerleşik düzene geçişin başlarında yerleşim görmüş bir Akeramik Neolitik merkez olarak, bilimsel
sonuçları ile Anadolu arkeolojisi konusunda bilinenlere yeni yaklaşımlar getirmiş durumdadır.
Körtik Tepe kazıları, 2000 yılından bu yana sürdürülmektedir. 2008 kazı çalışmaları
Dicle Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve ABD Nevada Las Vegas Üniversitesi’nden öğretim üyeleri ve
19 arkeologdan oluşan bilimsel bir heyet ve yaklaşık 150 işçinin katılımıyla 1 Temmuz 2008 – 21 Ağustos 2008
tarihleri arasında gerçekleştirildi. Yabancı bilim heyetlerinin de yoğun ilgi duyduğu çalışmalar sonucunda
Diyarbakır Müzesi’ne, Körtik Tepe’de yaratılan uygarlığın zenginliğine ve gelişkinliğine tanıklık
eden küresel düzeyde emsalsiz 497’si envanterlik, 772’si etüdlük olmak üzere, toplam 1269 eser teslim edilmiştir.
Körtik Tepe kazıları bilimsel sonuçları ve verileri ile özelde Anadolu’nun, genelde Yakın Doğu coğrafyasının
bilinen arkeolojisine yeni yaklaşımlar getirmiş; yerleşik düzene geçişte ve bağlantılı olarak köklü
kültürlerin ortaya çıkışında Anadolu’nun rolü gibi daha önce kabul edilen bazı bilimsel sonuçların
tartışılır hale gelmesini sağlamıştır. Yerleşimin karakterini belirleyen arkeolojik bulguların
sağladığı veriler ve bunları destekleyen analizler, Yakındoğu coğrafyasında yerleşik düzene geçişin
en erken yaşandığı bölgelerden birisinin Yukarı Dicle Vadisi olduğu gerçeğini ortaya koyduğu gibi, M.Ö. 10.
binyılda çağdaşlarına göre daha gelişkin bir kültürün yaratıldığı da kanıtlanmış
durumdadır. Yakın bölgelerde ve küresel düzeyde henüz beslenme ve barınma kaygısı ile yaşamlarını
sürdüren toplulukların aksine, Körtik Tepe yerleşikleri bütün bu sorunlarını aşmış olarak, sosyo-kültürel
bazda önemli aşamalar kaydetmişlerdir. Diğer bir ifadeyle, Körtik Tepe’de elde edilen bilimsel sonuçlar, küresel uygarlığın
ilklerinin yaşandığı bölgeler arasında Yukarı Dicle Vadisi’nin önemini ortaya koymuştur. Genel anlamda değerlendirildiğinde;
besin kaynaklarının yönlendiriciliğinde göçer yaşayan toplulukların aksine, Körtik Tepe’de sürekli yerleşime
geçildiği; ilkel besin üretim teknolojilerini geliştirildiği; bazı hayvanların evcilleştirildiği ve yoğun bir şeklide
balıkçılık yapıldığı anlaşılmaktadır. Dokumacılığın da bilindiği bu
gelişkin toplulukta besin depolama amaçlı mimari birimlerin yapılması da ayrı bir bilincin göstergesidir.
Yerleşim mimarisinin en erken örneği olarak kabul edilen yuvarlak tasarlı konutlarda yaşamlarını sürdüren bu insanlar, ölülerini
konutlarının tabanlarına gömmekteydiler. Mezarlardan elde edilen bulgular ve bunların sağladığı bilimsel veriler, söz konusu toplulukta
belirgin dinsel inanış biçimlerinin geliştiği ve kurallaştığı algılanmaktadır. Yaklaşık tamamı ölü
armağanı içeren mezarlar, dönemleri için küresel bazda emsalsiz olan eserler içermektedir. Yüzlerce taş kap, onbinlerce taş boncuk,
taş balta ve diğer aletlerden oluşan ölü armağanlarında nicelik ve nitelik açısından gözlemlenen farklılık, söz
konusu bu en erken yerleşik toplulukta kültürel zenginliğe işaret ettiği gibi, sosyal tabaklaşmanın oluştuğuna da kanıt
oluşturmaktadırlar. Özlüce değerlendirildiğinde; küresel bazda yerleşik düzene geçişin en erken evresinde yer alan Körtik Tepe,
diğer coğrafyalarda yaşamlarını beslenme ve barınma kaygısıyla ilkel bir şekilde göçer sürdüren toplulukların
aksine, yerleşme ve barınma sorunlarını çözmüş; dinsel gelenekleri ve sosyal satatüleri gelişmiş; ürünlerinde estetik
kaygının geliştiği algılanan bir kültürün temsilciliğini yapmaktadır.
Dolayısıyla, Körtik Tepe, Akeramik Neolitik dönem konusunda bilinenlerin tamamını tartışılır hale getirdiği gibi, genelde
Anadolu’nun özelde ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin evrensel uygarlık birikimi açısından ne denli önemli olduğunu gözler
önüne sermiştir ve gelecekteki kazılar bilim dünyasında daha büyük yankılar uyandırmaya devam edecektir.
Copyright © 2009 | XHTML | CSS | Tasarım MTN Concept | Düzenleme Dr. Gürol BARIN