
Devam eden kazılar sonucunda höyükte iki ana kültür evresi belirlenmiştir. Höyüğün her iki evresi de inanç değerleri ve bu doğrultudaki yapılanma ve özgün üretimlerle tanımlanabilmektedir. Birincisi, uzantıları günümüze kadar gelebilen Ortaçağ; diğeri ise, höyük genelinde tahribe uğramış olmakla beraber, yoğunluklu olarak mimari kalıntı, mezar ve ölü armağanlarıyla temsil edilen Akeramik Neolitik evredir.
Bazı konut temelleri, günlük gereksinmeleri karşılamaya yönelik cılız yerleşim kalıntıları yanında, özellikle mezarlarla temsil edilen Ortaçağ uzun bir zaman dilimini ilgilendirmektedir. Mezarların tasarı, gömü biçimleri ve az sayıda da olsa, mezar armağanlarından algılanabildiği kadarıyla, söz konusu dönemi M.S. 4. yüzyıla kadar taşımak olasıdır ki, bu konuda bir mezarda ortaya çıkarılan on adet Constantius II dönemi sikkesi yol göstericidir. Geç Roma ve Bizans çağını ilgilendiren mezarlar ile İslami olanların karışık bir şekilde bulunması, höyüğün geç dönemlerde mezarlık olarak değerlendirildiğini düşündürse de, bazı kalıntılar alanın aynı zamanda yerleşildiğini de kanıtlamaktadır. Her iki durumda da höyüğün geç dönemlerde bir şekilde değerlendirildiği anlaşılmaktadır ki, bu olgu Neolitik dokunun tahribine yol açmıştır. Bu nedenle, bazı açmalarda geç ve erken mezarlar bir arada bulunabilmektedir. Bütün bu olumsuzluklara rağmen bulgular, Akeramik Neolitik kültürel dokuyu bütün yönleriyle kavrama olanağı sunarlar. Ortaçağ yerleşimini ilgilendiren kalıntılar, bölge kapsamında ve Anadolu genelinde bilinenlerden öte farklılık yansıtmamaktadırlar.
Bulgular, Körtik Tepe’nin Akeramik Neolitik dönemde yerleşildiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Konut mimarisi, ölü gömme gelenekleri, taş ve kemik eserlerin stilistik incelemeleri de bu yönde sonuçlar vermektedir. Arkeolojik verilerden elde edilen bu sonuç aynı zamanda C14 analizleriyle de doğrulanabilmektedir. İki ayrı bulgu üzerinde yapılan analizler, höyüğün M.Ö. 10. binde yerleşilmiş olduğunu kanıtlamaktadır.
Copyright © 2009 | XHTML | CSS | Tasarım MTN Concept | Düzenleme Dr. Gürol BARIN